31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ankaraspor Maçı Sonrası: Galatasaray'daki İyiler ve Kötüler



Bir İyi: Bu maç sonrasında Elano ile Arda bir arada oynar mı tartışması başlayacaktır hatta başlamıştır belkide... Oynar mı oynamaz mı bilemem ama kenarda Rijkaard ve Neskeens durduğu sürece Alp Özgör, Mehmet Şenol ve Ben bile orta saha kurgusunda sırıtmayız... Yıllardır Galatasaray'ı seyrederim kenar yönetimin bu kadar efektif olduğu bir başka dönem ben hatırlamıyorum... Aydın değişikliğinde ilk defa yüzümü buruşturdum bu sene ama sağolsun kenar yönetim yedirdi bize düşündüklerimizi.

Bir Kötü:Dar alanda futbol oynamakta zorlanıyoruz... 90 dakikalık kondisyonu olan ve alan daraltmayı bilen takımlar karşısında belkide ilk yarı sonuna kadar zorlanırız... Yenilirsek ya da berabere kalırsak ancak bu şekilde oynayan takımlar karşısında bu sonuçları alabiliriz... Hoş, Ankaraspor karşısında ilk yarıda dahi 3-0 öne geçebilirdik, şanssızdık pozisyonlarda ama yinede karşı takımın alan daralttığı anlarda top çıkaramadık... Aşılmayacak bir sorun değil... Yeni bir takımız, yeni bir düzende oynuyoruz ve buna mutlaka alışacağız...

Bir İyi: Maçın kaçıncı dakikası olursa olsun çok ciddi şekilde aynı oyunu oynuyoruz, oynamaya gayret ediyoruz... En gerideki adamla en ilerdeki adam arasındaki mesafenin boyu 50-60 metreyi geçmiyor... Tek handikap geriden top çıkarmada bugün yetersizdik... Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın ilk defa yan yana oynadığını düşünürsek bu durumun geçici olabileceğini düşünebiliriz... Kaldıki Ayhan ve belki Linderoth da bu mevkide rotasyona dahil olacaklardır...

Bir Kötü:En zayıf yerimiz iki stoperin arası... Servet'in yanında oynayacak tek bir kişi var bizim takımda; Emre Güngör... Ama Emre Güngör bu ışığı veremiyor sanırım Rijkaard'a... Servet'in tandemi Gökhan Zan ya da Emre Aşık olmamalı bence... İki stoperimiz de birbirini marke ediyor aynı stilde oynuyorlar...

Bir İyi: Arda'nın bonservisi ne kadardır bilinmez ama baba-oğul Gökçek'lerin 2-0'dan sonraki yüzlerinin aldığı şekli izlemenin maddi bir değeri olduğunu düşünmüyorum...

Kısa... Kısa...

-Kewell gibi bir futbolcumuz var diye çok seviniyorum...

-Duran toptan gol atmaya devam ediyoruz...

-Ligde ilk defa bu maçta gol yemedik...

-Aydın'daki gelişme dikkat çekici... Fiziksel eksikliğini giderdiğinde daha da iyi olacaktır... Pas verme isteğinin devam etmesi dileği ile...

-Keita Türkiye'ye gelen en iyi sağ açıktır... Daha kapasitesinin neredeyse yarısı ile oynuyor... Tam kapasiteye ulaşırsa var ya!...

-Elano çok ilginç bir futbolcu... Takıma alışması biraz zaman alacaktır ancak müthiş faydalı olacaktır... Arda-Elano-Keita üçlüsünün bugünkü gibi döne döne oynamasının avantajları başlı başına bir yazı olmalı bence...

-Rotasyonun faydalarını görmeye devam edeceğiz...

Maçın Adamı: Rijkaard...

Maçın Gizemi:Neskeens'in defteri... Ne yazıyor o defterde? Mehmet Şenol bir açıklama bekliyoruz...

Maçın Hareketi: Aydın'ın Nonda'ya verdiği pas... Rijkaard'ın yaptığı değişiklikler...

Maçın Hakemi: Geri pasın ne olduğunu bilmeyen bir hakemden bahsetmek bile abes...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Kayserispor Maçının Sonrası:Karizmatik Oyun

Herkes Kayserispor'u rahmetli Kemal Sunal'ın da başrolde oynadığı ve yine rahmetli Ertem Eğilmez'in yönettiği Arzu Film ekolünün unutulmaz eserlerinden Salak Milyoner filmindeki "Ihh, ıhh Gayseri..." repliği ile hatırlayacaktır... Son 4 sezondur ise Kayseri hakikaten ligin en kaliteli Anadolu ekiplerinden biri... Bugünkü maçtan sonra ise diyebilirim ki, Kayserisporun en kuvvetli takımı, bu sezonki takımıdır... Çok çok iyi bir takıma karşı oynadık ve kazandık... Sertliğe sertlikle yanıt vererek, sinmeden, oyunun her dakikasında kendi oyunumuzdan ödün vermeden oynadık ve kazandık hem de...

Başlık "Karizmatik Oyun" şeklinde... Geçen haftaki UEFA maçının başlığında bir arkadaş Kewell'ın gol sevincinden sonraki futbolcuların ve kenar yönetimin sevinç gösterilerini anlatmak için bu sözcüğü kullanmıştı, oradan esinlendim... Hakikaten çok karizmatik oynuyoruz... Bunun en büyük yaratıcısı ise Rijkaard ve Neskens'dir diye düşünüyorum... 

2 nci yarının hemen başında Kayseri'nin hafiften bizi sıkıştırdığı anlarda Rijkaard'ın kenardan oyunculara (Elano ve Mustafa Sarp'tı sanırım onlar) daraltın aranızdaki mesafeyi derkenki sakinliği, oyunu okuyuşu, Neskens'in Topal oyuna girmeden önce neredeyse 5 dakika boyunca yapacağı görevi yazarak/çizerek (Ne yazıyor hakikaten o deftere acaip merak ediyorum) anlatmasındaki ciddiyet, nasıl bir teknik heyetle çalıştığımızı gösteriyor... Nerede tahta varsa vurun, kulağınızı çekin ve "muck" deyin... Her kula nasip olmaz böyle teknik heyetin çalıştırdığı takımın taraftarı olabilmek... 

Oynadığımız oyun hala tam olarak oturmuş değil... Hala daha kanatları efektif şekilde kullanamıyoruz... Beklerden yana hala sıkıntılar var... Savunma anlamında da çok iyi değiliz ama bunların tamamının çözümünün zaman olduğunu bizler biliyoruz... Bu nedenle çok rahatım... İllaki düzelir... Daha yolun başındayız... Bu yolda daha bir çok öngörülmeyecek olaylarla da karşılaşacağız ama doğru yoldayız... O nedenle şimdilik ihtiyacımız sadece sabır diye düşünüyorum...

Bu maç aslında gelecek için bize bir görüş de verdi sanki... Rijkaard'ın kafasındaki soyun şablonu daha çok 4-3-3 düzenini andırıyor... Geri dörtlüyü hemen hemen oluşturmuş gibi... Her ne kadar ben her halükarda Emre Güngör'ü oynatırım ya Gökhanın yerine ya da Servetin yerine desem de hocanın bir bildiği mutlaka vardır diyorum... İki aynı nitelikli stoperi yan yana oynatmak çok akıl karı değil gibi görünse de bu maçtaki Gökhanın oynadığı oyun sanki daha umut vericiydi.. Bekleyeceğiz ve göreceğiz. Burada en büyük görev Emre Güngör'e düşüyor.. Ne yapacak edecek, çalışacak ve formayı kapacak... Başka çare yok... Rijkaard kafadan forma vermez adama...

Dörtlünün önündeki ön stoperlerden biri Ayhan olur da diğeri Mustafa Sarp ne kadar olur sorusu da bugün için yanıtını bulmuş gibi görünüyor... Ancak bir kez daha sakatlanan Linderoth'un gönderilmemesi kafamda bir "acaba" yaratıyor.. Acaba, Rijkaard'ın oyun planı için biçilmiş kaftan olan Linderoth'u bu bölgeye düşündüğü için mi gönderilmesine müsaade etmiyor? Bilemiyoruz... Bunu da bize zaman gösterecek... Yine Mehmet Topal'ın da yavaş yavaş 2 nci yarılarda oyuna dahil olması ve hatasız oynaması bu bölgedeki rekabeti arttıracaktır... Bu ikilinin önünde Elano oynayacak gibi... 

İlerideki üçlü de kesin şeklini almış gibi görünüyor... Solda Arda, sağda Keita, ortada Baroş... Sonrasında da keyifli maçlar... Ancak başta da dediğimiz gibi... Gittiğimiz yolda soğuk, kar, yağmur, çamur, sakatlıklar, hakemler, sarı laci bir yığın medya baronu, aziz amca vs. var... Bunlar elbet çelme takacaklardır ama gidilen yol ve istikamet doğrudur... Sadece ciddiyet ve sabır ihtiyacımız olan yegane kavramlardır...

Daha sezonun başı olması nedeniyle taktik ve teknik konulara tam giremedim ama en fazla 3 hafta içinde şablonumuz kesinleşir gibi görünüyor... daha sağlıklı değerlendirmeleri o zaman yapabiliriz..

Tüm Galatasaray camiasına Kayserispor galibiyeti hayırlı olsun.. Emeği geçen herkesin ellerine, kollarına sağlık... 

Maçın hareketi: Tamam, Elano'nun golü çok güzeldi ama 70 nci dakika civarlarında sol tarafta Elano ve Arda'nın üstüste yaptığı paslaşmalar bence maçtaki en güzel hareketlerdi...

Maçın adamı: Uzan zamandan sonra nihayet Sabri ve bugünkü sert oyunu ile Mustafa Sarp...

Maçın Hakemi: 2 adet penaltıyı çalmadı... Oysa Pozisyonlara da yakındı... Bizim attığımız 2 nci gol öncesindeki korner kararı ise yanlıştı... Kayseri'den herhangi bir futbolcunun kırmızı kart görmemesi ise resmen eyyamdı... Bence kötü bir maç yönetti...