Yıl 2001, Fener maçı, Yer Eski Açık... Ön tarafta kel bir adam... Alpaslan Dikmen... Boynunda yeşil-kırmızı bir atkı... Üzerinde Lüleburgazspor yazıyor... Bu ne abi diyorum... Lüle atkısı olm, diyor... Lüleburgazdan gelen taraftarlar vermiş...Kucaklaşıyoruz... Komutan diyor, napıyosun diyor... Çok eleştiriyorsun, azzıcık olumlu yaz yahu diyor... O zamanlar Galatasaray.to'da yazıyoruz... O da .to'ya gıcık mı gıcık... Ama bizden de vazgeçmiyor... Gözler gene fıldır fıldır... Tüm zamanların en müthiş bilet organizasyonu yapılmış ve ben de yanlışlıkla ya da Evren İpek'in yanında olmam nedeniyle olayın tam göbeğindeyim... Tek bir aksaklık olmadan yaklaşık 6000 üniversiteli ultrAslan stadta yerini sorunsuzca alıyor... Alpaslan Abi mutlu... Biz mutlu.. Ümit Karan da Fenerbahçe'nin aklını alıyor o gün... Tüm Galatasaraylılar mutlu...
*********
Eskişehir umarım tüm spor yorumcularını tatmin edecek derecede güçlü bir rakiptir... Aylardır "yok o güçlü değildir, yok bu Galatasaray ayarında olamaz, biz bu galibiyeti saymeyoz" şeklindeki görüşümsüleri okumaktan gına geldi... Alın anacım alayınıza güçlü, taş bir takım...
Mahşeri günlerden birini yaşıyor Ali Sami Yen... Muhteşem bir taraftar önünde iyi bir Galatasaray izlediğimi düşünüyorum... Özellikle sağ ve sol kanat organizasyonlarımız, oyun setlerimiz biraz biraz oturmuş gibi görünüyor... Takımın boyu normalden biraz daha uzun ama bu durum çok rahatsızlık vermiyor... Galatasaray defansı ile ileri ucu arasındaki mesafe 50 metreyi aşmaması gerekiyor normal şartlar altında ancak Ümit Karan-Youla forveti, hızlı ve sarsak olması nedeniyle (ki gol de bu sarsaklardan birinin ayağından geldi) biraz daha açık olması gayet normal bence...
Ancak normal olmayan şeyler var ve bunların başında şiddetle geçen senelerine dönen Sabri ve geçen senelerine dönemeyen Mehmet Topal var... Rijkaard'ın oyununda herşey savunmadan başlıyor... Savunmanın sağ kanadında Sabri o kadar çok akasadıki bugün Keita bile onun önünden kaçtı sol tarafa diye abartılı bir yorum yapayım... Ki Mehmet Topal... Yahu biz bu adamın nasıl oynadığını sanki bilmiyoruz... Çok kötü, çok verimsiz ve çok negatif oynuyor Mehmet Topal ve takım savunmasının da içine ediyor en amiyane tabiri ile... Yapacak tek şey Ayhan Akman'ın dönüşünü ve forma girmesini beklemek...
*********************
Yıl 2004 falan... Ankara'dayız... Sudem denen bir yerde o zamanların iyi forumlarından omuz.net'çiler ile beraber yemek yiyoruz... Sohbet, muhabbet gırla... O zamanın meşhur omuzcularından Evren İpek böceğimde yanında Alpaslan Abi ile birlikte Sudem'e tefriş ettiler... Çok sağlam bir ortam var, Alpaslan Abi'de ortamdan çok hoşnut amma habire kalk gidelim pozisyonunda... Vakit ilerledikçe ortam ısınıyor ama Alpaslan Abinin de Evren'e yaptığı defans o şiddetle artıyor... Neyse kalktı gitti ve ertesi gün Evren anlattı Alpaslan Abi'nin rahatsızlığını... Kurtlar Vadisi varmış o günde seyretmeden duramazamış beyfendi... Ulan dedim, bu nasıl bir diziymişki illa seyretmek gerekiyormuş diye düşündüm kendi kendime... İlk bölümlerinin CD'sini buldum bir yerlerden ve Çakır öldürülene kadar ben de müptelası oldum Kurtlar Vadisinin... (Bak dün de Seyfo Dayı öldü ha!...)
***********************
KISA..... KISA....
-Alpaslan Abi olmadan galibiyetin tadı zaten olmazdı... Hiç umursamıyorum beraberliği... Yığınla gol kaçırdık... Futbolcuların ayağına sağlık...
-Bu sezon iki maç üst üste ilk defa serbest vuruşlardan gol atamadık...
-Ümit Karan'a ne kötülük yapmış Galatasaray ki yedek kulübesinde dahi hırs yapıp kart görüyor?
-Mehmet Topal ve Mustafa Sarp uyumsuzluğu haftalar geçtikçe büyüyor... Çare Ayhan Akman-Linderoth...
- Arda Turan yapması gerekenden daha çok görev üstlenmiş mi ne?
-Sabri'nin orta yapmayı öğrenmesi mümkün değilken hala orta yapmaya çalışması ne yaman çelişkidir?
-Enseyi karartmanın hiç bir anlamı yok... Çok iyi bir yoldayız... Seneye daha da iyi olacağız... İlk 6 haftadaki spektaküler sonuçlardan sonra böylesi bir puan kaybı hayal kırıklığıdır ama Derwall ile ilk şampiyon olduğumuz seneden bir sezon öncesi namağlup ikinci olmuştuk... Yenilmeyeceğiz diye o kadar kasıyorduk ki 14 sene sonraki şampiyonluğa yürüyüşün ilk maçı olan 1986-87 sezonundaki ilk maçta cezalı olmamız nedeniyle Sakarya'da oynadığımız Trabzon'a İskenderin attığı golle 1-0 yenilmiş ve daha ilk maçtan puan kaybıyla başlamıştık sezona... Derwall'in demecini dün gibi hatırlıyorum... Üzerimizden namağlup olmanın baskısını attık, daha rahat olacağız dediğini anımsıyorum... O nedenle rahat olalım..
***********************
27 Eylül 2008, Yer Mostar-Dubrovnik Yolu, Bosna-Hersek...
Ramazan bayramının ilk günü... 7 yıl sonra ilk defa Bosna'dayım... Biraderin yanına tatile gelmişim... Hava o kadar güzel ve pırıl pırıl ki, anlatamam... Neredva nehrinin yanında kıvrım kıvrım ve yavaş gidiyoruz... Güzel bir kahvaltı yapmışız bayram sabahı... Mostar'a 3-4 kilometre kala o güzelim hava birden bozuyor... Bosna'ya hiç yakışmayacak şekilde toz toprağın ortasında kalıyoruz... Etraf naylon torba çirkinliğinden görünmüyor... Ne oluyor yahu demeye bile kalmadan telefonum çalıyor... Bakıyorum Mahmut Recevik abi arıyor... Abi yurtdışındayım, sonra ben seni arayayım diyorum ama o bana kötü haberi veriyor... Alpaslan'ı kaybettik, başımız sağolsun... Bu kadar... Sonra Mehmet Şenol'u arıyorum, o da perişan... Dubrovnikte bir cafede internet buluyorum.. Cep telefonundan yarım yamalak okuyorum olanları... Evren'e ulaşmaya çalışıyorum ama ne mümkün...
-Maçın Enleri:
Maçın Kemeri: Hocanın şovalye tokalı kemeri...
Maçın Oyuncusu:Keita... Tartışmasız..
Maçın Şansızı: Hakan Balta... Çok kötü çarptı top.. Yapacağı bir şey yoktu...
Maçın hakemi:Ne aktı ne koktu...
*********************
Son söz: Hey gidi Alpaslan abi... Ölümün en son yakışacağı adamdın sen... Habire acele edip duruyordun.. Nereye yetişeceksen? Rüzgar gibi geçtin gittin be hayatımızdan abi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder